May 26 2009
Amr Diab - Osad Ainy

May 23 2009
Kesilecek ağacın
Durulmaz gölgesinde
Ben gölgesinden kaçtım
Tırmandım tepesine!
Hazır mısın depreme
Gözlerimin fay hattı!
Hüküm giydi sözlerim
En derinlere battı!
Acı soslu pişmanlık
Teknoloji çağında
Yitirilmez düşmanlık
Dostluğun sabahında
Hazır mısın düşmeye
Düşlerimin cemresi
Aşk ile doldu dünya
Yıkıldı her evresi!
Manzum hayat bozuldu
Yenildi monotona
Duydunuz mu ne oldu
Gram vuruldu tona!
Hazır mısın yanmaya
Ömrümün buz şişesi
Yıldızları saymaya
Yeter ömrün neşesi!
Tuşlarım kırık oldu
Aşka düştü pervane
Hiç bitmeyecek yoldu
Yenilen her terane!
Hazır mısın sönmeye
Göğsümde derin sızı
Hiç kalkışma dönmeye
Tükür tozlu sakızı!
Bir gece yaşamaktan
Düşer omzum kayaya
Bir ses duyuldu haktan
Arkadaş ol yayaya
Hazır mısın koşmaya
Yalınayak ölüme
Gerek yok ki coşmaya
Bir paraf at zulmüne!
Enes Ali
May 22 2009
Bilir misin, nedir mutluluk?
Aniden ve hiç sebep yokken
Ayakların kesilivermesi yerden…
İçin içine sığmazken,
Ve umut dolmak yeniden…
Bilir misin, nedir umut?
Yarınlara kara bulutlar dadanırken
“Bırakma ellerimi sıkı tut!”
Yaşama sevincine ağıtlar adanırken
Ve korku dolmak aniden!
Bilir misin, nedir korku?
Zifiri karanlığa kurşun sıkarken
Bir kurşunun karanlığa çarparak
Sekebilme ihtimalini hissedip
Ve endişe taşımak aniden!
Bilir misin nedir endişe?
Bilinmezlikler ürperti verirken
Apansız can takılı kalırken dişe!
Sanki son nefesi savurması
Ve hiçliğe düşmek aniden!
Bilir misin nedir hiçliğin?
Ayakların yerden kesilirken
Uzay boşluğuna düşen gençliğin
“Bağla yüreğimi yıldızlara”
Ve sal sevdamı aniden!
Bilir misin nedir sevda?
Ürkek kanatlar gökyüzünü okşarken
Her tarafı yamalı bir geda
Tam sefil mutluluğa ağlarken
Ve gülümsemesi aniden!
Enes Ali
May 09 2009
Yürümüş üzerime gençliğim
Karabasanlara tutulmuşa dönmüşüm
Orta yerine düşmüşüm dünyanın
Uyanmışım aksak düşlere
Korkmuşum
Yabancısıyım; bakakalmışım âleme
Korkmuşum,
Elim değer mi aşk damlatan kaleme?
Korkmuşum
Yansımaz utangaç aynaya yüzüm
Korkmuşum
Bir yokluğa kurban düşer mi hüznüm
Neye uğradığımı bilmemişim
Yarı avare yarı divane dolaşmışım sokakları
Acıklı gazellerin dramatik duvarlarını çarpmışım başımı
Bihaber taşımışım sırrını ezelin
Beyhude yakmışım yirmi dört yaşımı!
Korkmuşum
Kurtların ağzına düşer mi kalbim
Korkmuşum
Hep düşecek mi böyle incilerim
Korkmuşum
Dicle’ye düşünce sallanmaz mendil
Korkmuşum
Nerede nihayete erer bu menzil…
Enes Ali
Mar 20 2009
Yaması söküldü acılarımın
Kanıyor
Damlıyor berduş gençliğimin üzerine
İntikamını alıyor
Hüzünden uzak yıllarımın
Elemlerim tutuyor ellerimden
Ellerim yanıyor!
Ne zaman cehennemden bir parça aldım ki
Aklım şaşıyor!
Kalakalıyorum pişmanlıkların ortasında
Hafif bir melodi duyuyor gibi oluyorum
Yanılıyorum!
Derinden bir gazap muştusu anımsıyorum!
Yaması söküldü acılarımın
Yanıyor!
Bıyıklarım yeni terliyor gibi
Delikanlı bir hasrete soyunuyorum
Sıçrıyor göğsümün yanar damarlarından!
Yaması sökük acılarım!
Yarım göz bakıyorum ömrüme
Uykuda yakalanmışım
Eyvah!
Bu ebabiller
Kızgın yemişler mi bırakacak heybeme
Ayık gezmiyorum artık,
Sevda sarhoşluğu değil bu!
Ayık kalmamanın meysiz çaresi!
Ben ve rüyalarım
Tam koro sarhoşluğa yattık!
Bu da işin semeresi
Yarası sökük acılarımın,
Yarım ıslık geziyorum sokaklarda
Laf atıyorum gençliğime
“ulan diyorum ulan züppe!”
Ne çabuk terk ettin beni be!
Yarası söküldü acılarımın;
Kanamış oluk olmuş içimdeki zehir
Yıkılmış üzerime
Seni taşıyamayan şehir!
Fısıltım bile duyulmamış enkaz altında
Üzerine basıp geçmişsin hayatımın
Gençliğimin izini silmişsin,
Yarım ağız kuzgunluktayım
Köşede pantolonu yamalı bir garip görüyorum
Merhaba diye haykırıyorum
Duymuyor!
Sevmiyorum sesimi…
Garip!
Üç beş sevda hatırası,
Yamalı küçük heybemde taşıyorum
Ah diyorum!
Ah ömrümün karası
Yine de yaşıyorum
Yaşıyorum be!
Sana ne!
Düşmüşüm,
Üzerinde sloganlar olan bir duvar dibine
Kahır dolu bir sitemin gölgesinden kaldırmışlar
Son emelimi!
Tutmamışlar elimi!
Yaka paça giydirmişler ecelimi
Enes Ali